Kahramanmaraş ve Şanlıurfa saldırıları hakkında

2 dk okumaTürkçe
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa saldırıları hakkında
Biraz tepkisel ve duygusal bir yazı olacak ancak içimi dökecek başka bir yer bulmakta zorlanıyorum. Bazen söyleyecek kelime bulmak zor oluyor. Ve maalesef, Türkiye’nin vatandaşları olarak bu durumu fazlasıyla sık yaşıyoruz. Ne desek, ne demesek bilemiyoruz. Söylediklerimiz olanları hafifletmiyor; susmak ise içimize daha çok dokunuyor. İnsan bir yandan geleceği korumak isterken, bir yandan sadece hissettiği hüzün, öfke ve çaresizliğe bir çıkış arıyor. Ben de son birkaç gündür haberlere bakakalıyorum. Söyleyecek tek bir söz bulamıyorum. Bu yüzden bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bu bir haber metni değil, politik bir analiz hiç değil. Ama içinde açık bir isyan ve sitem var. Bu ülkede çocuklar ölürken, insanlar, öğretmenler, öğrenciler katledilirken yetkili olanlar da nedense sadece üzülmekle yetiniyor. İnsan bunu anlamakta zorlanıyor. Kendi sorumluluğunuz altında pırıl pırıl gençlerin hayatı kararıyorken, sabah çocuklarını okula uğurlayan ailelerin morg önlerinde beklediğini, her sabah çocukların tırmandığı okul merdivenlerinin kanla kaplandığını görüyorken nasıl oluyor da sadece üzülüyorsunuz? Ben çözümün ne olduğunu bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: çözüm üretmesi gerekenlerin umurunda değil. Kaybolan hiçbir can bu memlekette hiçbir zaman gerçekten umrunuzda olmadı. Çoluk çocuk olunca mı değişecekti? Bu haberleri görmeye dayanamıyorum. Bu acıyı yaşayan insanların yüzlerine bakmaya gönlüm el vermiyor. Tek bir olay olarak bile korkunç olan bu durum, artık daha büyük bir sorunun parçası. Şiddetin, nefretin, hukuksuzluğun ve güvensizliğin giderek arttığı bir yerde yaşıyoruz. İstifa her şeyi çözer mi? Hayır. Ama insan biraz olsun utanır. Bu kadar acının ardından halkın yüzüne bu kadar rahat bakılamaz. Ben utanıyorum ya ama asıl utanması gerekenler utanmıyor. Bu çocukların yüzlerine baktıkça insanın aklı almıyor. Güzelim hayatlar bu kadar kolay nasıl sönebiliyor? İçimde biriken her şey taşacak gibi oluyor. Bağırmak istiyorum: Hesap verin. Ama ne sorumluluk alan var, ne hesap veren, ne de gerçekten umursayan. Ve buna hâlâ şaşırıyor olmak, bizim hatamız.

Ayşe Su Özuğurlu

@aysesuozugurlu